Ingilizce’den çeviren Figen Mekik/
Kaydedilmeye değer ufak tefek bazı konularımız var bu hafta.
1. CO2 yükselmesi. Faili kim?
Biz de sitemizde safça zannediyorduk ki iklim değişimine karşı çıkanlar en azından “insanların son ikiyüz yıldır görülen CO2 artışına hiç bir katkısı yoktur” gibi, savunulması güç tezleri çoktan geride bıraktılar. Ernst Beck’in bizim de daha önce üstünde durduğumuz bilimsel değeri şüpheli makalesi, daha hala bu saçma bu fikirlerin savunulduğunu gösteriyor. Dahası, ünlü alim Alexander Cockburn, ki ilerici düşünceleriyle tanınır, “Counterpunch” adlı site için uzun ve bıktıran bir eleştiri yazmış (The Nation’da da yayınlanmış) ve çok şaşırtıcı bir şekilde demiş ki CO2 emisyonuyla, havakürede görülen CO2 artışı arasında hiç bir bağlantı yoktur. Lafa nasıl başlayacağımızı kestirmek zor çünkü yazısı neredeyse komik olacak kadar saçma ve hemen hemen her konuda hatalı. Onun için sadece bir iki noktaya değinelim: (a) Cockburn diyor ki dünyamızın yaşadığı ısınma eğilimine insanların ürettiği CO2’nin katkısı olduğunu gösteren hiç bir delil yok. Bu çok tuhaf bir görüş çünkü en amansız karşı çıkıcılardan Pat Michaels bile insanların ürettiği sera gazlarının dünyanın ısınmasına ölçülebilir bir katkısı olduğunu kabul ediyor. Artı, bir sürü de deneysel veri var tabii (yeni Uluslarası Iklim Değişimi Görevgücü’nün raporuna bakın). (b) Daha da ileri giderek, izotoplarla kesin olarak ispat edilmesine rağmen, Cockburn hiç utanmadan ileri sürüyor ki ”atmosferdeki CO2 artışının insanların fosil yakıt kullanmasına bağlanması imkansızdır”. Ayrica, (c) anlamamakta inat ettiği bir başka konu da su buharı bir zorlama değil geribeslemedir. Ve hatta “uzman” Dr. Martin Hertzberg’e atıf yaparak ”dünyanın ısınması CO2’yi artırıyor ve tersi doğru değildir” fikrini öne sürüyor. Izotop verilerinin tam tersini ispat ediyor olmasını tamamen göz ardı ederek, hem de. Kendi görüşlerini hangi delillerle destekliyor acaba?
Ve küresel ısınmaya inanmayan yorum yazılarından hiç eksik olmayan bir diğer husus da (d) buzul ve buzul arası dönemlerde CO2-ısı arasındaki öncü-gecikmeci ilişkinin yanlış ifade edilmesi; sanki CO2 ve ısı arasındaki sebep-sonuç ilişkisi tamamen yanlışmış gibi (bunu en son burada tartıştık). Eyvah!
2. Diğer (Glenn) Beck —Daha kötüsü!
CNN, sansasyonel havadiscisi Glenn Beck’e bir saatlik, < a href=”http://www.cnn.com/CNN/Programs/beck.climateoffear/”>Açığa Çıktı: Korku Iklimi adlı (Media Matters’deki bu tartışmaya da bir göz atın) bir program vererek küresel ısınma hakkında yanlış bilgiler yaymasına olanak sağladı. Beck’in savunduğu çok zayıf iddiaları tek tek ele alabiliriz, ama çoğu zaten sıklıkla herkesin öne sürüp de rezil olduğu aynı iddialar. Onun için şunu demekle yetinelim: herhangi bir retoretisyen Hitler, Nazi Almanyası ve ırk islahı gibi fikirleri ortaya attı mı, dinlenebilirliğini yitiriyor (mesela Godwin’in kanunu gibi). Bu fikrimizde de yanlız değiliz galiba. Beck’in programı ona, Keith Olbermann tarafından < a href=”http://www.msnbc.msn.com/id/18438559/“>“dünyanın en kötü insanı” namını kazandırdı.
Ancak bizi güldüren bir an oldu. Beck, Christopher “Yanlış” Horner’a sordu: Al Gore’un hatalı olduğunu göstermek için neyi Google’lamalıyım? Horner da buzul karotlarındaki CO2 ve ısı arasındaki gecikeyi dedi. Tabii hakikaten bunu Google ederseniz, ilk çıkan RealClimate’ın bu konuyu püskürtmesi oluyor. Teşekkürler!
3. Nature dergisinin yeni blog’u.
Nature dergisi “Iklim Geribeslemesi” (Climate Feedback) adlı yeni bir blog başlatmış. Tarifi şöyle: Iklim Geribeslemesi Nature Reports: Climate Change’un ev sahipliğini yapacağı yeni bir blog. Amacı, küresel ısınma gerçeğinin ve geniş çaplı anlamlının canlı ve bilimsel olarak tartışmasını kolaylaştırmaktır. Blogumuz, resmi olmayan bir forumda, iklim bilimleri hakkında dergilerimizde, haberlerde ve dünyada yayınlanan bilgilerin tartışılmasını sağlayacaktır.
Onlara başarılar diliyoruz, çünkü onlar da bize dilemişlerdi, ama ilk yorumları biraz karışıktı.